Besinler ile İlgili Bilgiler

GDO Nedir, GDO’lu Ürünlerin Zararları Nelerdir? Kullanım Alanları Nedir?

Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO), bir canlının gen diziliminin değiştirilerek ya da bu canlıya çeşitli bakteri, virüs, hayvan ve bitkilerden gen aktarılarak kendi doğasında bulunmayan bir karakter kazandırılması ile elde edilir.

GDO’lu ürünlerin ticari amaçlı üretimine ilk olarak 1996 yılında başlanmıştır. İlk GDO’lu ürün uzun raf ömürlü domatestir. Günümüzde ticari amaçlı tarımı yapılan başlıca GDO’lu ürünler soya, mısır, pamuk ve kanola olup; şeker pancarı, biber, patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği, yerfıstığı, gibi diğer tarım ürünlerine de gen aktarım çalışmaları yapılmıştır. Gen aktarım çalışmaları devam eden ürünler ise muz, çilek, kiraz, kavun, karpuz, ahududu ve ananastır.

En fazla GDO’lu üretim yapan ilk beş ülke ABD, Brezilya, Arjantin, Kanada ve Hindistan’dır.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Olası Yararları

Sağlık Alanında

  • Muz gibi bazı besinlere gen aktarımıyla hepatit, kuduz, dizanteri, kolera, diyare veya diğer bağırsak enfeksiyonlarına karşı aşıların üretildiği çalışmalar devam etmektedir.
  • Tütünün genetiği antikor üretiminde, tütün ve patatesin genetiği serum üretiminde kullanılmak için değiştirilmektedir.

Besin Değerinin Artırılması/Değiştirilmesi

  • Protein içeriğinde değişme: Zorunlu aminoasit içeriğinin artırılmasıyla protein kalitesinde artış sağlanabildiği ileri sürülmektedir.
  • Karbonhidrat içeriğinde değişme: Nişasta üreten bir bakteri geninin patates bitkisine yerleştirilmesiyle patates, kızartma sırasında daha az yağ çeker hale gelmektedir. Karbonhidrat içerikleri artırılarak salça, ketçap, domates sosu vb. yapmak için kullanılacak domateslere yoğun içerik kazandırılmaktadır.
  • Yağ asidi içeriğinde değişme: Doymuş ve trans yağ asitlerinin düzeyinin azaltılmasıyla kızartma gibi işlemlere daha dayanıklı yağlar elde edilmektedir.
  • İstenmeyen içeriklerin gıdadan uzaklaştırılması: Örneğin gen teknolojisi ile kahvede kafeinden sorumlu genin pasif hale getirilmesiyle kafeinsiz kahve üretilmektedir.
  • Alerjen olmayan pirinç ve fıstık üretmek için çalışmaların devam etmektedir.
  • Besin değerinin artırılması: Soya fasulyesinden pirince gen aktarılarak pirincin demir içeriği artırılmıştır.

Tarımsal Uygulamalar Açısından Olası Yararları

  1. Böceklere ve zararlılara karşı dayanıklılık
  2. Bitkinin don, kuraklık ve hava gibi olumsuz hava koşullarına dayanıklılığının artması: Örneğin kutuplarda yaşayan bir balıkta bulunan genin domates ve çilek gibi bitkilere aktarılarak, bu bitkilere soğuğa karşı direnç kazandırılması
  3. Bitkisel ve hayvansal ürün verimin artırılması
  4. Meyve ve sebzelere tat, renk ve yapı açısından istenilen özelliklerin kazandırılması: örneğin çekirdeksiz dolmalık biber, çekirdeksiz domates ve çekirdeksiz küp karpuz üretimi
  5. Gen teknolojisi ile olgunlaşma, yumuşama ve çürüme süreçleri geciktirilerek uzun raf ömrüne sahip bitkiler üretilebilmektedir.

Çevre Açısından Olası Yararları

Bitkilere böceklere dayanıklılık özelliğinin kazandırılmasıyla pestisitlere (tarım ilaçları) gereksinimin azalacağı ve böylece pestisitlerin hedefi olmayan arı gibi böceklerin zarar görmesinin engelleneceği bilinmektedir.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Olası Zararları

Sağlık Açısından

Alerji ve Zehirli Etkiler

Gen aktarımının tamamen kontrollü bir süreç olmaması nedeniyle aktarılan genin birleşme, açığa çıkarma veya durağanlaşma yoluyla farklı sonuçlara yol açabileceği ve ürünün alerjik ve zehirli olabileceği bildirmektedir.

Antibiyotik Tedavilerinin Zorlaşması

Antibiyotiğe dirençli genleri içeren GDO’ların insan ya da hayvana geçmesi sonucunda direnç oluşturması nedeniyle birçok hastalığın tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin etkisiz kalabileceği ve ortaya çıkacak enfeksiyonların kontrol altına alınmasının zor olacağı düşünülmektedir.

Besin Değerindeki Değişmeler

Besin ürünlerine aktarılan transgenler, bitkilere istenen özellikleri kazandırırken bazı besin öğelerinin düzeyini azaltabilir.

Tarımsal Alanlar ve Çevre Açısından Olası Riskler

Terminatör Gen Kullanımı

Bitki tohumlarının hasadının yapılmasının ardından bu tohumların tekrar ekilmesi durumunda bitkinin normal gelişimini sürdürmesi fakat tohum vermemesi şeklindeki yöntem, terminatör teknoloji ya da genetik kullanımı sınırlayıcı teknoloji (GURT) olarak adlandırılır. Teknolojide tohumlar kısırlaştırılmakta, tohumun ekildiği yıl ürün alınmasına karşın üreticinin bir sonraki üretimde kullanacağı tohumluk oluşmamaktadır. Veya bir başka yöntemde ise  tohumlar kısırlaştırılmaz, bir sonraki üretim için tohum saklanabilir. Ancak bu tohumların aktif olabilmeleri için, biyoteknoloji firmalarından alınan özel kimyasalların  uygulanması gerekir. Kimyasallar bitki tohumlarına püskürtülerek veya tohumla beraber çalkalanarak gen aktarımıyla kazandırılan özellik aktif hale getirilmiş olur. Tohum şirketlerinden GDO’lu tohum alan üreticiler, tohumları saklamayacakları ya da sakladıklarını tekrar kullanmayacaklarına dair sözleşme imzalamakta ve her yıl tohum satın almak zorunda kalmaktadır.

Biyolojik Çeşitliliğin Yok Olması

Bitkiler arasında gen alışverişi hayvanlara göre daha kolay olduğundan gen kaçışı, genetiği değiştirilmiş bitkilerin barındırdığı en önemli risklerden biridir. Gen kaçışı insan kontrolünde olmaksızın GDO’lu üründen diğer bir ürüne polenler ve rüzgar aracılığıyla gen aktarımının olmasıdır. Gen kaçışıyla ise GDO’lu genlerle döllenen bitkilerin yapısı bozulur ve yeniden üreyemez. Bu durumda doğada her bir bitkinin onlarca türü bulunmasına karşın tarım alanlarında yalnızca tek tip ürün yetiştirilecek ve doğal türler yok olacaktır.

Zararlılarda Dayanıklılığın Artması

GDO bitkilerin tarım ilacı kullanımını azaltacağı düşünülse de zararlılarda dayanıklılığın artması nedeniyle tarımsal kimyasallara olan bağlılığı daha da artırarak çevre kirliliğinin de artmasına neden olabileceği düşünülmektedir.

Türkiye’de yem amaçlı olarak soyada ve mısırda değiştirilmiş gene onay verilmiştir. Bu yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta ve diğer hayvansal ürünlerin tüketimiyle transgenlerin insana geçmesi mümkündür. İnsanda yapılacak tıbbi araştırmalarda risklerin doğuracağı sonuçlar düşünülerek etik gerekçelerle insanlar üzerinde GDO’larla ilgili tıbbi araştırma kurgulanamaz.  GDO’ların insan sağlığı açısından olası riskleri göz önünde bulundurmakta faya vardır.